İngilizce “Being late and waiting”

41 kelime · 4 diyalog. Aşağıdaki tüm kelime ve cümleler, tarayıcıda veya uygulamada sesli olarak çalışabileceğiniz ücretsiz dersten alınmıştır.

▶ Bu dersi ücretsiz çalış — sesli

Türkçe anlamlarıyla İngilizce kelimeler

İngilizce örnek diyaloglar

Running late to meet a friend

Sorry, I'm running late.
Üzgünüm, gecikiyorum.
That's okay, I'll wait.
Sorun değil, beklerim.
The traffic is really bad.
Trafik gerçekten kötü.
No worries, I'm still here.
Sorun değil, hâlâ buradayım.
How long have you been waiting?
Ne kadar zamandır bekliyorsun?
Ten minutes.
On dakika.
I'll be there soon.
Birazdan orada olacağım.
Drive carefully. I'll wait.
Dikkatli sür. Bekleyeceğim.
Sorry again. Traffic is slow.
Tekrar özür dilerim. Trafik yavaş ilerliyor.
It's fine. Waiting at the cafe is easy.
Sorun değil. Kafede beklemek kolay.
Five more minutes.
Beş dakika daha.
Okay. I hope to see you soon.
Tamam. Umarım yakında görüşürüz.

Waiting for class to start

Has class started yet?
Ders başladı mı?
No, not yet. We're still waiting.
Hayır, henüz değil. Hâlâ bekliyoruz.
I thought I was late.
Geç kaldığımı sandım.
You're fine. The teacher is also late.
Sorun yok. Öğretmen de geç kaldı.
Will class start soon?
Ders yakında başlayacak mı?
Soon, I hope.
Umarım yakında.
I'll wait here then.
O zaman burada bekleyeceğim.
Same here. Just waiting here.
Ben de. Sadece burada bekliyorum.
How many minutes until class?
Dersin başlamasına kaç dakika var?
Just a few minutes. It shouldn't be much longer.
Sadece birkaç dakika. Çok daha uzun sürmemeli.
I hope the teacher comes soon.
Umarım öğretmen yakında gelir.
Me too, I'm tired of waiting.
Ben de, beklemekten yoruldum.

Waiting for food

Is the food coming soon?
Yemek yakında gelecek mi?
I hope so. We've waited a while.
Umarım öyledir. Bir süredir bekliyoruz.
Should we wait or ask?
Bekleyelim mi, yoksa soralım mı?
I don't mind waiting a bit more.
Biraz daha beklemek benim için sorun değil.
Five more minutes?
Beş dakika daha.
Sure. Five minutes is fine.
Tabii. Beş dakika olur.
Sorry to be impatient. I'm hungry.
Sabırsızlandığım için kusura bakma. Açım.
Me too. Waiting is hard when you're hungry.
Ben de. Açken beklemek zor.
If it's still not here in five minutes, we'll ask.
Beş dakika içinde hâlâ gelmezse soracağız.
Sounds fair.
Mantıklı.
Almost ten minutes now.
Şimdi neredeyse on dakika oldu.
Yeah. Soon, hopefully.
Evet. Umarım yakında gelir.

Late to work

Sorry I'm late this morning.
Kusura bakma, bu sabah geç kaldım.
It's alright.
Sorun değil.
The bus was delayed.
Otobüs gecikti.
Bad bus day?
Otobüs açısından kötü bir gün müydü?
Yes, late bus and slow traffic.
Evet, otobüs gecikti ve trafik yavaştı.
Late bus and heavy traffic — classic combo.
Geciken otobüs ve yoğun trafik — klasik ikili.
Did the meeting start?
Toplantı başladı mı?
Starts in five minutes. Wait here.
Beş dakika sonra başlıyor. Burada bekle.
Sorry again for being late.
Geç kaldığım için tekrar özür dilerim.
No worries. That happens when the bus is late.
Sorun değil. Otobüs geç kalınca böyle olur.
I'll wait here until the meeting.
Toplantıya kadar burada bekleyeceğim.
Yes, just wait by the door. Soon enough.
Evet, sadece kapının yanında bekle. Az kaldı.

“Being late and waiting” dersini ücretsiz çalış

Her kelime ve cümlenin sesini dinleyin, konuşma pratiği yapın. Hesap yok, e-posta yok, ücret yok.

▶ Bu dersi ücretsiz çalış — sesli
Veya uygulamayı indirin: Google Play · App Store

Tüm İngilizce dersleri