İngilizce “Time and schedules”

28 kelime · 4 diyalog. Aşağıdaki tüm kelime ve cümleler, tarayıcıda veya uygulamada sesli olarak çalışabileceğiniz ücretsiz dersten alınmıştır.

▶ Bu dersi ücretsiz çalış — sesli

Türkçe anlamlarıyla İngilizce kelimeler

İngilizce örnek diyaloglar

Asking the time

Excuse me, what time is it?
Affedersiniz, saat kaç?
It's around three fifteen.
Saat üç on beş civarı.
Thanks. I have a meeting at three thirty.
Teşekkürler. Saat üç buçukta bir toplantım var.
Then you have plenty of time.
O zaman bolca vaktiniz var.
How much time do I have?
Ne kadar vaktim var?
About fifteen minutes.
Yaklaşık on beş dakika.
Good. I was worried I was late.
İyi. Geç kaldım diye endişeleniyordum.
You're early. You have extra time.
Erkensin. Fazladan vaktin var.
Where is Room 8?
8 numaralı oda nerede?
Second floor, on the left. You'll see it.
İkinci katta, solda. Göreceksin.
Thanks. I should get there on time.
Teşekkürler. Oraya zamanında varmalıyım.
Yes, you'll get there early.
Evet, oraya erken varacaksın.

Class schedule

What time does class start?
Ders saat kaçta başlıyor?
It starts around nine.
Saat dokuz civarında başlıyor.
And what time does it end?
Peki saat kaçta bitiyor?
Around ten thirty. We start again at eleven.
On buçuk civarında. Saat on birde tekrar başlıyoruz.
Do we have a break?
Ara var mı?
Yes, a short break at ten.
Evet, saat onda kısa bir mola var.
Good. The schedule looks easy.
Güzel. Program kolay görünüyor.
Yeah, class starts at nine all week.
Evet, ders bütün hafta dokuzda başlıyor.
Do you usually arrive early?
Genellikle erken gelir misin?
I try to get here ten minutes early.
Buraya on dakika erken gelmeye çalışıyorum.
That's smart. I'm often late.
Bu akıllıca. Ben sık sık geç kalıyorum.
Try to get here on time. See you in class.
Buraya zamanında gelmeye çalış. Derste görüşürüz.

Making an appointment

What time are you free tomorrow?
Yarın saat kaçta müsaitsin?
I'm free after two.
İkiden sonra müsaitim.
Does two thirty work?
Saat iki buçuk sana uyar mı?
Yes, that time works.
Evet, o saat uygun.
Great, let's meet at the cafe at two thirty.
Harika, saat iki buçukta kafede buluşalım.
Sounds good. I'll get there on time.
Kulağa iyi geliyor. Oraya zamanında geleceğim.
Please don't be late this time.
Lütfen bu sefer geç kalma.
I'll try to be early.
Erken gelmeye çalışacağım.
I may get there around two twenty.
Oraya iki yirmi civarında varabilirim.
Good. I'll see you around then.
Güzel. O sıralarda görüşürüz.
Next time, we can start earlier.
Bir dahaki sefere daha erken başlayabiliriz.
Yes, an early start is better.
Evet, erken başlamak daha iyi.

Running late

Are you on your way?
Yolda mısın?
Yes, but I'm late.
Evet, ama geç kaldım.
What time will you get here?
Buraya saat kaçta geleceksin?
I'll get there around six ten.
Oraya altıyı on geçe gibi varırım.
Okay. I just got here too.
Tamam. Ben de buraya az önce geldim.
Good. Sorry I'm late.
İyi. Geç kaldığım için kusura bakma.
No problem. Traffic was bad.
Sorun değil. Trafik kötüydü.
It took ten extra minutes.
Fazladan on dakika sürdü.
It's fine. We have plenty of time.
Sorun değil. Bol bol vaktimiz var.
Good. I'm not too late.
İyi. Çok geç kalmadım.
See you in a minute.
Az sonra görüşürüz.
I'm walking in now.
Şimdi içeri giriyorum.

“Time and schedules” dersini ücretsiz çalış

Her kelime ve cümlenin sesini dinleyin, konuşma pratiği yapın. Hesap yok, e-posta yok, ücret yok.

▶ Bu dersi ücretsiz çalış — sesli
Veya uygulamayı indirin: Google Play · App Store

Tüm İngilizce dersleri