- but ama
I want to go, but I'm busy.
Gitmek istiyorum ama meşgulüm.
- wife eş
She is my wife.
O benim eşim.
- would yapardı
He would do that.
O bunu yapardı.
- dead ölü
The flowers die in winter.
Çiçekler kışın ölür.
- very çok
This book is very good.
Bu kitap çok iyi.
- its onun
Life has its own course.
Hayatın kendi yolu var.
- look bakmak
It looks like the weather will be nice today.
Bugün hava güzel olacak gibi görünüyor.
- ready hazır
I am ready to go.
Gitmeye hazırım.
- color renk
This color is beautiful.
Bu renk güzel.
- she o
She is a diligent student.
O, çalışkan bir öğrencidir.
- he o
He is a diligent student.
O, çalışkan bir öğrenci.
- water su
I need water.
Suya ihtiyacım var.
- wait beklemek
Great, I'll wait for you.
Harika, seni bekleyeceğim.
- cold soğuk
It's cold today.
Bugün hava soğuk.
- outside dışarıda
The weather outside is great today.
Dışarıdaki hava bugün harika.
- tired yorgun
I'm tired after a long day.
Uzun bir günün ardından yorgunum.
- need ihtiyaç duymak
Do you need help with anything before you go?
Gitmeden önce bir şeye ihtiyacın var mı?
- some bazı
I have some new ideas.
Bazı yeni fikirlerim var.
- not değil
I do not want that.
Bunu istemiyorum.
- forward ileriye
We need to move forward.
İlerlememiz gerekiyor.
- little küçük
Don't worry, you'll remember.
Endişelenme, hatırlayacaksın.
- won't yapmayacağım
I won't go to the party.
Partiye gitmeyeceğim.
- isn't değil
That isn't correct.
Bu doğru değil.
- hurry acele
We need to hurry if we want to arrive on time.
Zamanında varmak istiyorsak acele etmeliyiz.
- looks görünüyor
He looks happy.
O mutlu görünüyor.
- never asla
I never go to parties.
Asla partilere gitmem.
- when ne zaman
When will you go to school?
Okula ne zaman gideceksin?
- sure emin
I'm sure I'll succeed.
Başarılı olacağımdan eminim.
- work iş
I work hard.
Ben çok çalışıyorum.
- kind nazik
He is a kind person.
O nazik bir insan.